Prof. Dr. Mustafa SAFRAN

Dernek Başkanımız Prof. Dr. Mustafa SAFRAN'ın Mesajı

Değerli Dostlarım;

Elias Canetti, “Kitle ve İktidar” adlı eserinde, “dokunma”nın derin anlamını merkeze alır ve kitle hareketlerini bu anlam çerçevesinde analiz eder. Tanıdığınız biri size dokunursa mutlu olursunuz, yabancı  biri size dokunduğunda irkilir, savunma ve düşmanlık belirtileri gösterirsiniz, der.  Fakat aynı yabancı dokunuş, örneğin taraftarı olduğunuz takımın maçını izlerken stadyumda gerçekleşse, döner ve gülümsersiniz, der.

 Eğer size dokunulduğunda gülümseyeceğiniz bir yer yoksa, tanıdığınız hiç kimse yada ortaklıkları paylaştığınız hiçbir şey yok demektir; yapayalnızsınız demektir.

 Değerli dostlar, Türkiye’de insanlar birbirlerine dokunuyorlar ve bu dokunuşlar çok uzun yıllardır ne yazık ki savunma ve düşmanlık dürtüsü uyandırıyor. İhtilaller, sağ-sol kavgaları,  otuz yıldır süren kardeş kavgası, her fırsatta birilerinin alevlemeye çalıştığı mezhep ayrılıkları, bizlere birbirimizi tanımadığımızı, tanımasak bile birbirimize gülümsememizi gerektirecek bir ortaklığımızın olmadığını gösteriyor. Dört gündür Türkiye’de bir nefret ve öfke seli akıyor. Masum bir itiraz ve karşı koyuş, orantısız güç kullanımıyla, profesyonelce hazırlanmış yalan haberlerle, Hollywood’a kadar uzanan şüpheli destekçileriyle bugün bir Vandalizm halini almış durumda. Vatandaş devletine ve devlet de vatandaşına olan saygısını kaybetti. Bu kargaşa uluslararası ölüsevicilerin de iştahını kabarttı, dövizde, borsada ani dalgalanmalar yaşanmaya başladı. Vatandaşlarımız protestolarını bitirip evlerine dönünce sokaklara kimlerden güç aldıkları meçhul kişiler dadandı; yakıp yıkmaya ve protestocu yada değil, herkesin gönlünü bulandırmaya başladı. Bizler tencerelerimizle gösteri yaparken yada yapanları umursamazken, polisimiz gençlerimize gaz sıkarken ve gençlerimiz polisimize taş atarken, yine birileri kanımızı emmek için iğnesini batıracak  bir yerlerimizi arıyor.  Korkarım “yine” bulacaklar.

Kendi ülkemizde özgür, onurlu ve mutlu insanlar olarak yaşamak istiyoruz. Bizim gibi düşünmeyen, inanmayan ve  yaşamayanların da mutlu ve özgür olmalarını istiyoruz.  Birileri bize dokunduğunda, dönüp onlara gülümseyebilmek istiyoruz. Bize her dokunanı tanıdığımız kılacak kadar çok ortak noktamız var. İktidarın kibirli körlüğünden yada öfkeyle meydan okumanın zevkinden vazgeçmek şartıyla bu noktaları bulabileceğimize inanıyoruz.

Bu noktada iktidarın ve göstericilerin üzerlerine düşeni yapmalarını bekliyoruz. Devletimizin temsilcileri son beş yıldır bölgemizde yaşananları doğru analiz etmeliler. Göstericiler de gemiyi batırmanın kaptanı eleştirmekle aynı olmadığını anlamak zorundalar. Bizlere gelince,  iktidara oy veren %50’yi “kömür ve makarnayla” açıklama züppeliğinden ve oy vermeyen %50’yi “gavurlukla” açıklama kolaycılığından vazgeçmek zorundayız. Bu, birbirimizi “tanımanın” ilk şartı.  Eğer tanımamakta diretirsek, kimse birbirine gülümsemeyecek. Her dokunuş, düşmanlık, alay ve öfke kaynağı olacak. Tercih hepimizin…

Selam ve saygılarımla,

Prof. Dr. Mustafa SAFRAN